"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


AZERBAYCAN DEMOKRASİYİ YAŞAMALIDIR.

 

                                                                          Önümüzdeki Ekim ayında yapılacak olan devlet başkanlığı seçimleri Azerbaycan’da başta demokrasinin, çağdaş devletçiliğin, milli bütünlüğün ve kardeşliğin oluşması için belirleyici bir fırsat olacaktır.

 

Demokrasiyi bir çok batılı devletten önce yaşamış olan Azerbaycan, 28 Mayıs 1918’de Mehmet Emin RESULZADE ve arkadaşlarının milli ideolojiyle kurdukları  demokratik cumhuriyetin  esasları, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla kendini gösterirken, Müsavatçılık ideolojisinin takipçisi Ebülfez  ELÇİBEY ve Halk Cephesi Azerbaycan’ın tarihsel geçmişiyle gerçek bağımsızlığa giden yolda toparlayıcı ve belirleyici ışık olmuştur.

 

Bu süreçte başlayan siyasi örgüt çalışmaları 7 Haziran 1992 tarihinde demokrasinin başladığı bir milat olurken,tıpkı 28 Mayıs 1918  vizyonuyla işe koyulanların başlattığı demokratik yapılanma gibi, milli ve demokratik bir Azerbaycan  yaratma için çaba göstermişlerdir.

Ne yazık ki kısa sürede ortaya çıkan kaos sonrası işbaşına gelenlerin  antidemokratik anlayışları sonunda demokrasinin rafa kaldırılmış, babadan oğla geçen bir hanedanlıkla yönetilen Azerbaycan’da muhalefetin yok edilmesi süreci yaşanmıştır.

 

Aradan geçen yirmi yılda adeta yer altı faaliyeti gibi çalışan ve Azerbaycan halkının nabzı olan siyasi güçler, tıpkı 1918’de olduğu gibi Milli Şura yolunda önemli bir adım atmışlardır.

O gün nasıl ki Müsavat  ve diğer milli kuruluşlar gibi davalarına sahip çıkanlar ve   Azerbaycan aydınlarının tek düşüncesi milli  devlet yaratmak için gerekli olan, başta Azerbaycan’ın istiklali, bağımsızlığı ve zulüm altında ezilen halkın  zilletten kurtarılması olduğu gibi, aynı ideolojik esaslar üzerinde yılmadan yoluna devam eden idealist insanların bugün  Azerbaycan için bir araya gelmesi sevindirici bir gelişmedir.

Bunu yaparken ilkeleri fedakarlık, amaçları halkın  despot idarecilerden, çağdışı anlayıştan çıkılarak, ülke insanının refaha kavuşması ve milli servetten eşit yararlanmasıdır.

Bu amaçla  bir araya gelen vatan sever aydınların adını yüz yıllık bir  misyondan aldıkları “Milli Şura” altında birlik olmaları demokrasi ve Azerbaycan halkı adına taktire şayan önemli bir gelişmedir.

 

20 yıldan bu yana dayatmacı ve entrikacı yöntemlerle idare edilen Azerbaycan’da yapılacak olan devlet başkanlığı seçiminde, artık sahteciliğin, kayırmacılığın olamadığı, hilesiz bir seçim yapılması her şeyden önce Azerbaycan halkının yararına ve onun gerçek iradesini yansıtmalıdır.

Azerbaycan için yola çıkan “Milli Şura” ya başarılar dileriz.

 Saygılarımızla.

 

 Azerbaycan Kültür Derneği

   Merkez Yönetim Kurulu

 

      Tuncer KIRHAN      Cemil ÜNAL

                                                                 Genel Sekreter        Genel Başkan

Mehmet Emin RESULZADE ANSİKLOPEDİSİ ÇIKTI.

Hazar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi  ve Mehmet Emin RESULZADE araştırmacısı Doç.Dr.Nesiman YAGUPLU uzun süreden beri üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü Mehmet Emin RESULZADE ansiklopedisini yayınladı.

Bu önemli eseri  gelecek nesillere ve Azerbaycan'a mal ederken  demokratik milli cumhuriyete giden yolun mimarı ve cumhuriyetin banisi büyük devlet adamı Mehmet Emin Resulzade bir kere daha ölümsüzleşmiştir.

Bu değerli çalışmadan ötürü sayın  Doç Dr. Nesiman YAGUPLU’yu tebrik ediyor çalışmalarında başarılar diliyoruz.

 

28 MAYIS COŞKULU BİR TÖRENLE KUTLANDI

Milli Azerbaycan Cumhuriyetinin 95.kuruluş yılı olan 28 Mayıs Bayramı Mehmet Emin Resulzade’nin anıt mezarında kalabalık bir törenle kutlandı.Törene çok sayıda misafir arasında Azerbaycan’dan gelen Musavat partisi yöneticileri, derneğimiz üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi parti temsilcileri, Mehmet Emin Resulzade Anadolu Lisesinden bir grup öğrenci ve yöneticiler ve vatandaşlar katıldı.

Azerbaycan Büyükelçiliği ise  bu önemli günü bize bahşeden Resulzade’nin kabrine bir çelenk göndererek iştirak etti.

Törenin açılış konuşmasını yapan derneğimiz genel başkanı Cemil ÜNAL, Azerbaycan’dan gelen Musavat Partisi temsilcilerine ve konuklara hoş geldin diyerek başladığı konuşmasına şöyle devam etti.

Değerli konuklar elbette ki 28 Mayıs Azerbaycan için önemli bir gündür.

Bunu belirtirken içimdeki bir duyguyu  da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazıları için önemli bir tarih olarak kutlanan 27 Mayıs polemiği Azerbaycan  için hiçbir anlam taşımamaktadır.Onlara buradan seslenmek isterim ki; bu tarihte henüz Azerbaycan’da milli bir devlet in kurulması değil, Ermeni devletinin istiklalini ilan ettiği gündür.

Bildiğiniz gibi Azerbaycan’ın istiklal günü 28 Mayıs 1918 tarihidir.Böylesine önemli bir günü hanedanlıkların bazı şahısların özel günleriyle birleştirerek araç etmesini burada kınamak istiyorum. Çünkü bayramlar kendi günlerinde kutlanır.Çünkü  Azerbaycan devletinin kuruluş günü 28 Mayıs 1918, devletin başkanı ve kurucusu da, Mehmet Emin Resulzade’dir.

 Bugün burada onun huzurunda ona minnet duygularımızı sevgilerimizi sunmak için toplanmış bulunmaktayız.Ne var ki Azerbaycan’da iktidarı ellerinde tutanlar, geçmişlerini inkar ettikleri gibi, kendilerine yoktan bir millet ve devlet bahşeden Resulzade’yi unutturmak amacındadırlar. Bilmekteyiz ki,bir millet geçmişiyle gurur duyar, geçmişine sahip olmayanların yaşama hakları da yoktur.

95 yıl önce kurulan bu milli devletin programına baktığımızda bugün en demokrat geçinen ülkelerin dahi düşünemeyecekleri kadar önemli ve  aradan bir asra yakın zaman sonra kendileri için parti programı halindedir.Bu amaçla  vatansever Azerbaycanlılara, dostlarıma şunu söylemek isteriz ki, Artık Azerbaycan halkı sağduyusunu kullanmalı ve kararını vermelidir. Çünkü ilk ve tek milli düşünceye sahip yönetim  1918 de kurulan Müsavat dönemi olmuştur.Yakın tarihte olacak başkanlık seçimleri bugün Afrika devletlerinde dahi olmayan hanedanlık sistemine bir son verilmelidir.

Bu düzene yeter artık demenin Azerbaycan halkına ve Azerbaycan’a yakışan bir tavır olacağına inanmaktayız.Çünkü günümüzde hanedanlık sistemi anti demokrat bir sistemdir, sözde demokrasinin yüz karasıdır. Gerçek anlamda demokrasinin Azebaycan’da yerleşmesiyle milli bir gün olan 28 Mayıs ta o günlerde kutlanacaktır.

Çünkü bayramlar milletlerin ortak paydasıdır, geçmişi ve tarihleri iken bugün Ankara’da bile bir hanedanlığın özel günü olarak geçiştirilmekte ve propagandaya araç edilmektedir. Temenni ederiz ki önümüzdeki seçimlerde aklı selim Azerbaycanlılar bunun gereğini idrak edebilecek yeteneklerini icra edeceklerdir.

Orta doğu’ya şekil vermeye çalışılan bir dönemde, bir tarafta Fars yönetimi, bir tarafta Rusya öteki tarafta ise ABD’nin ortak faaliyetleriyle Azerbaycan’ın geleceği de sıkıntılı bir döneme gireceğinin sinyallerini vermektedir.  Bu koşullarda halkın yüzde seksenleri yoksulluk çekerken lüks mekanlarda hanedanlık bayramı yapmanın ne kadar gerçekçi olduğunu anlamakta zorlanmaktayız.

Hatta bugün ülkenin bir numaralı sorunu olan Karabağ konusu uyutulmuş, adeta ülke yönetenleri böyle bir toprağın olup olmadığından haberi yok gibi duyarsız davrandığı gözlendiği bir gerçektir.

Hatta bu sorun halkın kafasından silinmeye çalışılmakta iken Azerbaycan halkının silkelenip kendine dönme gereği vardır. Çünkü Karabağsız bir Azerbaycan düşünmemekteyiz. Ümit ederiz ki Azerbaycan haklıda böyle düşünmektedir.

Geriye dönüp baktığımızda sorunların ve parçalanmışlığın haritası gözlerimizdedir. Bir kısmı Borçalı’da, bir kısmı Kafkasya bölgelerinde ve önemli bir kısmı da İran’da ki Fars yönetimi altında zulüm görmektedir.

Artık bu Türk unsurların milli bir kimlik altında toplanması gereği vardır.Biz inanmaktayız ki İran’da yaşayan 35 milyon Türk oranın gerçek sahibi olacaktır.Biz gerçeğin tecelli etmesini ve 28 Mayıs bayramının bir gün mutlaka Tebriz’de kutlanacağına inanmaktayım. Bu dilek ve temennilerle bayramınızı kutluyor gelecek bayramların daha mutlu günler içinde olunması dileği ile hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.”


Törende daha sonra bir konuşma yapan derneğimiz eski yönetim kurulu üyesi Prof.Dr.Yahya Taşdelen oldu. Konuşmasında Mehmet Emin Resulzade gibi önemli bir şahsiyeti gören ve onu dinleyen kuşaktan biri olmakla çok mutlu olduğunu ve onun koyduğu hedeflerin bugün çok daha gerçekçi olduğunu gördüğünü ifade etti.

 O büyük insanın bugün burada ebedi istirahatine konduğu günü çok iyi hatırladığını, merasimin devlet adamlarına yapılan şekilde gerçekleştiği buna bizzat tanık olduğunu ve törene ait fotoğrafları Azerbaycan’daki bir araştırmacı dostuna devrettiğini anlattı.




Törenin üçüncü konuşmacısı Azerbaycanlı Prof Dr.Hanım Haliova ise konuşmasında şöyle dedi. “Burada sizlere hitap ederken isterim ki sayın Cemil Ünal bey yanımda olsun.

 Çünkü bugün onun başkanı olduğu Azerbaycan kültür Derneği Mehmet Emin Resulzade’den aldığı  üç renkli bayrağı biz Azerbaycanlılar için koruyup saklayan bir ocağın başkanıdır. Burada onun şahsına tüm dava arkadaşlarına teşekkür ederim.

Ben 19 yaşımdan itibaren hocamız olan merhum devlet başkanı Elçibey le birlikte Sovyet Baskısına karşı mücadele eden bir kardeşinizim.

 Resulzadenin kurduğu cumhuriyetin içinde kadınlara sağlanan seçme seçilme hakkıyla batılı ülkelerden çok önce biz demokrasiyi ve insan haklarını tatmış bir milletiz.Resulzade işgale uğrayan devleti için geride kalanlara bir vasiyeti oldu. “ Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” demekle yetmiş yıl sürdürülen baskıcı rejime karşı sadece Türklüğümüzü öne sürdük.Çılgın Türkleri yok etmenin kolay olmadığını dünya gördü, gerekirse ölüme de gidebiliriz. Bunun ispatını bizim kurduğumuz kadın taburlareının Karabağ da savaşması olmuştur.Onlardan bir çoğu bugün şehitler hıyabanında yatmaktadır.

 Bu kahraman kadınlardan biri olan Garatel Hanım esir düşünce “ Türk kadını namusunu teslim etmez” diyerek kendi silahıyla kendisini öldürmüştür.

Onları rahmetle anıyorum.İnsanlar vatanları için birde liderleri için canlarını verirler, tıpkı Mustafa Kemal Paşa için olduğu gibi, Resulzade için, Elçibey için ölüme gidenler  bugün ki devlet başkanı için canını vereceğini düşünmüyorum.

Çünkü lider vatan ve milletle özdeştir. Herkeste lider olamaz.Ben burada Azerbaycan’ın bağımsızlığı yolunda uzun yıllar emek veren iki değerli insanı saygı ile yadetmek istiyorum, bunlardan biri Dr.Mehmet Kengerli öteki de Ahmet Karaca beylerdi. Tanrıdan onlara rahmet dişliyor bayramınız kutlu olsun diyorum

 Törene katılan Çankaya Mehmet Emin Resulzade

 Anadolu Lisesi yöneticileri ve öğrencileri toplu halde.

MİLLİ AZERBAYCAN CUMHURİYETİ 95. YILINDA

28 Mayıs 1918 tarihi Azerbaycan’da hürriyet ve istiklal yolunda başlatılan bir mücadele sonunda  milli devlet olmanın onuru  yaşanırken, demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin kazanıldığı önemli bir gündür.

 

95 yıl önce  yoktan bir millet yaratanlar ve ona milli bir kimlik kazandıranlar, hürriyet ve istiklale giderken tek bir yolu Müsavatçı ideolojiyi rehber edinerek bu kutsal kazanımı Azerbaycan tarihinin en şanlı günü olarak gelecek nesillere emanet etmişlerdi.

 

Bugün büyük günü  yaratanları  yılda bir defa değil, her gün minnet ve şükranla anmak gereği vardır,çünkü onlar idealleri uğrunda  şahsi emellerini değil, canlarını ortaya koymuş büyük insanlardır.

Büyük insanların genel bir tespitini yapan  ünlü psikiyatr  ve yazar  Elizabeth  Ross şöyle der.

 

Büyük insanlar; yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş, romantik ve anarşist olan insanlardır.

 Bu kişiler, yaşama karşı geliştirdikleri kendine has  direniş, duyarlılık ve anlayışla şefkat, nezaket, bilgelik ve  derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.

Büyük insanlar öyle kolay kolay ortaya çıkmazlar onlar halk kaynağında kendiliğinden oluşurlar.”

 

Kabul etmek gerekir ki; Milli Azerbaycan Cumhuriyetini kuran insanların tamamı  büyük insanlardı. Ne yazık ki, bu önemli şahsiyetlerin hiçbiri bugün Azerbaycan topraklarında değildir.

Bu vesileyle Mehmet E.Resulzade,  Ali Merdan Topçubaşı, Fethali  Han Hoylu,  Nesipbey Yusufbeyli, Ahmet Ağaoglu ve Mirza bala Mehmetzade’yi  saygı ile anıyoruz.lık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. "Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar, oluşurlar."
Elisabeth K

 

 95 yıl  önce başta Türkiye olmak üzere pek çok batılı devlette olmayan demokrasi vizyonuyla yola çıkan bu insanlar, Azerbaycan Türklerine  cumhuriyet rejimini kazandırmakla kalmayıp, bölgedeki mazlum milletlere de öncü ve önder olmuşlardır.

 Mehmet Emin Resulzade ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği  milli ideoloji  üç renkli bayrakta kendini ifade ederken,  20. yüzyılın başlarında demokrasi ve cumhuriyeti özümseyen ve yoktan bir millet yaratma eylemini teşkil eden  Müsavatçı ideoloji Azerbaycan coğrafyasında  demokrasi tarihinin başlangıcı olmakla kalmamış,27 Nisan 1921’de Bolşevikler tarafından işgal edilen milli devletin ortadan kaldırılmasıyla  süren  yetmiş yıllık işgalin  dağılma sürecinde  şahlanan bağımsızlık hareketinin temel dayanağı  Resulzade  ve Musavat ideolojisi olmuş, Azatlık  meydanında milyonların sesi olarak   yükselen üç renkli bayrak Azerbaycan Türklerine yeniden bağımsızlık yolunu açmıştır.

 

Bağımsızlığın önemini bilen ve milletine  öğreten Mehmet Emin Resulzade “bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” sözüyle onu  kutsal bir değer, üç renkli bayrağın ise  sonsuzluğa gidecek bir ideal olduğunu  vurgulamakla kalmamış,

Cumhuriyetin esasını teşkil etmede milli kültürün esas alınması şekliyle, devletin milli demokratik Türk devletçiliği  temeli üzerine tesis edildiğini ve Milli Azerbaycan  Cumhuriyetinin tarihteki ilk Müslüman Türk devleti olduğunu belirtmiştir.

Mehmet Emin Resulzade bugün kurduğu cumhuriyetin 95. yılında koyduğu  ilkelerle  Azerbaycan insanının gönlünde layık olduğu şekilde yaşadığı ve onun ilkelerini savunan kadroların iş başında büyük mücadele verdiklerine inanmaktayız.

Bu vesileyle cumhuriyetin 95.yılında onu ve arkadaşlarını rahmetle anarken Azerbaycan Türklerinin en büyük bayramını kutluyoruz.  

                                   

                                                         AZERBAYCAN KÜLTÜR DERNEĞİ

                                                             MERKEZ YÖNETİM KURULU

                                                            Tuncer Kırhan             Cemil Ünal

                                                          Genel Sekreter            Genel Başkan

 

 

 

 

 

 

RESULZADE ANKARA TIP FAKÜLTESİNDE ANILDI

Ankara Tıp Fakültesi öğrencilerinin hazırlamış olduğu "Azerbaycan günler"adlı toplantıya  derneğimiz genel sekreteri Tuncer KIRHAN ve yönetim kurulu üyesi Selçuk ÖNAL ile birlikte katıldı. Konuşmacı Tuncer KIRHAN Resulzade'nin siyasi vizyonu ve 28  Mayısa giden yolda verdiği mücadeleyi anlattı. Azerbaycanlı öğrencilerinde bulunduğu toplantıda Tuncer KIRHAN  soruları da yanıtladı.

 Mehmet Emin RESULZADE

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinin değerli  doktor adayı  arkadaşlarım.

Bu anlamlı toplantıyı düzenlemenizden ötürü   mensubu olduğum Azerbaycan Kültür Derneği adına fevkalade mutlu oldum.

 20. Y.Y. başlarında Kafkasya gibi bir coğrafyada  laik ve demokratik bir Türk cumhuriyeti kuran ve bir topluma kimlik kazandıran Mehmet  Emin Resulzade ve arkadaşlarını  huzurunuzda rahmetle anmak istiyorum.

  Bugün özellikle tıp fakültesi gibi çok özel bir eğitim kurumunda bu konuya gösterilen teveccüh her şeyin üstünde önem  arz etmektedir. “inmeyen bayrak” konulu toplantının düzenlenmesinde emeği geçenleri  ben ve Selçuk Önal sevgi ve saygı ile selamlıyoruz.

                                                                                Değerli arkadaşlar,

Sözlerime ünlü psikiyatr ve yazar  Elizabeth  ROSS’un güzel bir sözüyle başlamak isterim.

 

Büyük insanlar; yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş, romantik ve anarşist olan insanlardır. Bu kişiler, yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla şefkat, nezaket, bilgelik ve  derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Büyük insanlar öyle kolay kolay ortaya çıkmazlar onlar halk kaynağında kendiliğinden oluşurlar.”

Bu açıdan baktığımızda Asya halkları kaynağından çıkan ve aynı kültürle yetişen önemli insanların başında hiç şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk gelmektedir.  O büyük insan1936 yılında dış Türkler konusunda bakınız ne diyor.

”Bu gün Sovyetler birliği dostumuzdur.Bu dostluğa ihtiyacımız vardır.Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez.Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu gibi, Avusturya-  Macaristan gibi parçalanabilir.Ve dünya  yeni dengelere ulaşabilir.

İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.Bizim bu dostluğun idaresi altında, dili, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.Hazır olmak, susmak ve o günü beklemek demek değildir.Hazırlanmak lazımdır.Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlamlaştırarak,çünkü dil bir köprüdür.inanç bir köprüdür,Köklerimize inmeli  ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz.Bize yaklaşılmasını bekleyemeyiz, bizim onlara gitmemiz gerekir.”

Bugün burada Mehmet Emin Resulzade gibi önemli bir  toplum yönlendiricisi ve fikir adamını tanıtmaya çalışmadan önce ifade etmek isteriz ki,  onun ideolojisini belirleyen üç renkli bir bayrak Azerbaycan  ulusal marşının temasını teşkil eder. Dil bir milletin ses bayrağı olduğu gerçeğinden hareketle, onun kurduğu cumhuriyette  Türkçe’nin resmi dil olarak kabul görmesi ve Latin alfabesine geçiş 20. Y.Y.ın başlarında hiçte kolay bir iş olmayıp gerçek bir bağımsızlık ateşidir.

O nedenle 27 Nisan 1921’de milli devletin işgali ve  yetmiş yıl süren Sovyetleşmenin dağılma sürecinde  şahlanan bağımsızlık hareketini yönlendiren fenomen Resulzade ideolojisidir. 1990’da Azatlık  meydanında milyonların sesi olarak ilk defa yükselen üç renkli bayrak Azerbaycan Türklerine yeniden bağımsızlığı getirenleri de saygıyla anıyorum.

 Mehmet Emin Resulzade’nin 28 Mayıs 1918’de “İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal” derken, insan kavramını, millet yada toplumdan önce söylemesi  çok önemlidir, çünkü ona  göre  temel unsur insan olmuştur.

Değerli arkadaşlar,

Bugün Azerbaycan’da bağımsızlığın simgesi olan  üç renkli bayrağın üzerinde yer alan renklerin her biri bir ideolojiyi anlatır.Mavi renk Türkleşmeyi, kırmızı Çağdaşlığı, yeşil ise İslami anlayışı ifade eder.

Mehmet Emin Resulzade “bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” demekle bağımsızlığın kutsal bir değer olduğunu, bayrağında bunun bir simgesi olduğunu vurgulamıştır.

Azerbaycanlı ünlü tiyatro yazarı Celil Mehmet Kuluzade“Anamın Kitabı” adlı  eserinde  şarkta  toplum yönlendirici insanların İran, Rusya ve Türkiye ekseninde yetiştiğini anlatılır. Bu tespite dayanarak Mehmet Emin Resulzade’nin tüm yaşamına baktığımızda bu tespitin çok doğru olduğunu görürüz.

Mehmet Emin Resulzade’yi tanımak için onun yaşadığı dönemin siyasal yapısına  bakmakta fayda vardır. Bir tarafta 1905 tarihinde Rus-Japon Savaşı'nda  Asyalı bir devletin  Rusya’yı mağlup etmesiyle  Rusya'daki halklar arasında özgürlük hareketlerinin artması  karşısında Çar yönetiminin baskıcı uygulamaları bolşevik devrimini tetikleyen nedenler olmuştur.

 1917 Ekim devrimi öncesi halklara kendi dil ve inançlarıyla yaşama sözü veren Lenin ve Stalin iktidara gelince bu sözlerini unutması karşısında,  Avrupa’da hızla gelişen ulus devletlerin ortaya çıkması kendiliğinden bir kutuplaşmayı da birlikte getirir.

 Bu gelişmelerden olumsuz  etkilenenlerin başında bildiğiniz gibi Osmanlı devleti gelir.

 Değerli arkadaşlar,

 Azerbaycan tarihinde üç kırılma noktası vardır. Bunlardan ilki 1804 yılında Gence Hanlığına yapılan soykırımda  yaşanan trajedi bir halk türküsüne şöyle yansır.

”Rus  geldi dayandı/ Körpe balam oyandı/Haber verin Türklere/ Gence kana boyandı.”

Azerbaycan’da  ikinci kırılma 1828’de Rusya ve İngiltere gibi emperyalist devletlerin petrol yataklarına el koymak amacıyla,Türkmen Çayı ve Gülistan anlaşmalarıyla başkenti Tebriz olan Azerbaycan’ın ikiye bölünmesidir. En büyük kırılma ise, 27 Nisan 1921’de   Mehmet Emin Resulzade’nin kurduğu milli cumhuriyetin Bolşevikler tarafından işgalidir. Yetmiş yıllık bir asimilasyon ve sömürüden sonra yaşanan 1992 tarihli  Karabağ  ve Hocalı’da yaşananlarla ülke topraklarının yüzde yirmisi işgal altındadır. Ne yazık ki  bu gelişmelere seyirci kalan yönetimler başka işlerle meşguldür.  Karabağ sorununu çözecek olan  MİNSK adlı grubun eş başkanları ise Ermeni yanlısı Fransa Rusya ve ABD’nin olması çözüm üreten olacağına, çözüm yaratan taraflar olması düşündürücüdür.

Dili bir,tarihi bir, kültürü bir, inancı bir olan büyük Kadim Azerbaycan’ın  iki parçaya bölünmesiyle aradan geçen yüz seksen beş yıllık süreçte  ayrılığı kabul edemeyen Güney Azerbaycan Türkleri sürekli bir istiklal arayışında olmuşlardır.

Bu duygular, güneyli  merhum Ali Selimi’ye ait  “Ayrılık” adlı  bir şarkıda en iyi şekilde  dile getirilir.

Azerbaycan’ı bir bütün olarak gören Mehmet Emin Resulzade’de milli şuurun ortaya çıkması 1911-12 tarihlerinde siyasal anlamda kendini gösterir.  Bakü’de  “Açık  Söz” gazetesindeki yazılarında Türklük vurgusu yaparken, hürriyet ve istiklalden söz eder.

O günün siyasi konjonktürü ve coğrafyası üzerinde milli bir kimliğin oluşmasında önemli bir figür yaratmaya çalışırken, ‘Açık Söz’ adlı gazete başlığının hemen altında ‘Sen Türksün’ ifadesini kullanırken, başlık altında  ‘Günlük Türk Gazetesidir’ ibaresi yer alır.

Resulzade bir anısını şöyle  anlatır.” henüz on dokuz yaşlarındaydım Bakü’de bir parkta gezinirken akranlarımın aralarında bozuk bir Rusça ile konuşmalarına tanık oldum ve çok etkilendim. Gazetedeki işime döndüğümde “Vatandaş Türkçe konuş” adlı bir makale yazdım, bu makale aynı zamanda Tiflis’te yayınlandı ve büyük bir etki yarattı.” Der.

 1908-11 yılları arasında  Güney Azerbaycan’da  Settar Han yönetiminde başlayan meşrutiyet hareketleri  içinde bulunur. Burada çıkardığı gazete ile milli şuurun oluşması için kaleme aldığı makalelerde halkın bilinçlenmesini sağlarken, İran hükümetiyle ittifak halinde bulunan Rus elçiliği Resulzade’nin  faaliyetlerini sakıncalı bularak  ülke dışına çıkarılması onun mücadele azmini etkilemez.

Mehmet Emin Resulzade  ikinci durağı olan İstanbul’a geldiğinde, burada yolun sonuna gelmiş bir imparatorluğun buhranlı ortamıyla  karşılaşır. Trablusgarp savaşının olumsuz havası herkesi etkilese de,  Türk Ocaklarında  Ziya Gökalp,Yusuf Akçura, Halide Edip, Ömer Seyfettin,Dr. Hüseyin Alizade  ve Ahmet Ağaoğlu gibi fikir adamlarıyla yoğun çalışmalar yapar.

 Özellikle “Türk Yurdu” adlı dergide yayınlanan yazılarında Azerbaycan’ın içinde bulunduğu durumu anlatırken,”Kafkasya Türkleri” ve “İran Türkler” adlı seri makaleleriyle dikkat çeker.  Bu durum Türk aydınları arasında da ciddi bir uyanışa neden olur. Çünkü o tarihe kadar Türkiye’deki aydınların  büyük bir çoğunluğu  Osmanlı devleti sınırları dışında Türk varlığından haberleri yoktu.

1913 yılında Bakü'ye dönen Resulzade artık teorik olarak çalışmalarına devam ederken siyasi partileşme hareketleri içinde bulunur.

1905’te Çarlık yönetimine karşı kurulan gizli bir örgütte başlattığı çalışmalarını 1913 yılında siyasi partiye dönüştürür. En önemli hamle olarak Müsavat Partisi bünyesinde  ortaya koyduğu fikirlerle Azerbaycan ve Kafkas Halklarının umudu haline gelir.

1917 yılında Bakü’de Kafkasya Türk halklarının büyük kurultayının yapılmasına öncülük eder.

Burada, yürütülecek milli görüş ve kurulacak muhtemel devletin şekli, kimliği ve dili üzerinde görüşler belirlenir.

Nisan 1917 tarihli Bakü Müslüman halkları kurultayı sonrasında Rus hakimiyetinde bulunan Türk ve Müslüman halkların geleceğini belirlemek üzere 1-11 Mayıs 1917’de Umumi Rusya – Türk halkları kurultayında kongre başkanı olarak ön plana çıkar.

Değerli arkadaşlar,

Dünyada ki siyasal yapılanma ve demokrasi sürecine bakıldığında 20. yüzyılın başlarında Müslüman bir toplum olarak demokrasi ve cumhuriyeti özümseyen ve yoktan bir millet yaratan tek liderin Mehmet Emin Resulzade olduğunu görürüz.

Batı ülkelerinde 1789 tarihinde Fransız devrimi ile başlayan siyasi partileşme, İngiltere'de 1830'da Muhafazakâr Parti, Amerika'da ise Demokrat Partinin olduğu bilinmektedir.

Türkiye'de ise İttihat ve Terakkiyi saymazsak en eski parti olan Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişi 93 yıldır. Demek ki Azerbaycan bizden daha önce  demokrasiyle tanışmıştır.

Yeni kurulan  Cumhuriyetin sıkıntıları vardır.  Tek dayanağı ise Osmanlı devletidir. Başkent Bakü işgal altındadır. Daha cumhuriyet ilan edilmeden yardım taleplerini sürdüren Resulzade, başarısını Bakü’yü işgalcilerden kurtarmak için istediği yardımı almıştır. Gerekli hazırlıklar yapılır ve 15 Eylül 1920 de  Nuri Paşa komutasındaki Türk ordusu  Bakü işgalcilerden kurtarır.

 

Değerli arkadaşlar,

Mehmet Emin  Resulzade  28 Mayıs 1918 ‘de kurduğu cumhuriyetin birinci yılında yaptığı konuşmada şöyle der.

”Bugün Azerbaycan tarihinin en büyük günü olan 28 Mayıs’ta  sizlere hitap ediyorum.100 yıl süren çar esaretinden sonra Azerbaycan Türkleri kurdukları Milli Meclisle istiklallerin dünyaya ilan etmişlerdir.Cumhuriyetimiz milli kültürün esas alınması  ve milli demokratik Türk devletçiliği  temeli üzerine kurulması itibariyle Azerbaycan tarihteki ilk Müslüman Türk devletidir derken, gençliğe şöyle seslenir.

Ey gençlik, senin uhdende büyük bir vazife  vardır. Senden önceki nesil yoktan bir bayrak mukaddes bir ideal yarattı.

Onu bin müşkülatla yücelterek dedi ki bir kere yükselen bayrak bir daha inmez.

 Ne var ki 28 Mayıs 1918 de kurulan cumhuriyet iç ve dış düşmanların işbirliği ile 27 Nisan 1921’de  Sovyet işgaline uğrayacaktır. Milli devlet olmayı kızıl bayrak  altında olmak ve Sovyetleşmekle bir tutanlar, Lenin ve Stalin’den aldığı talimatla ülkeyi Komünistleştirdiler.Emperyalist Sovyet yönetici Stalin’in  tek isteği “ Bana lazım olan Bakü petrolleridir, onu bana getirmek için ne gerekirse yapmalısın.” Talimatıyla  Neriman Nerimanov’u görevlendirir.

27 Nisan 1921 sabahı Bakü işgal edilince Bakü petrollerinin işletme yetkisi Stalin’in eline geçince, bu başarıdan dolayı Nerimanov’u devrim komitesi başkanı yaparak Bakü’ye gönderir. Bundan sonra   Müsavatçı ve aydınlara yalpan operasyonla büyük bir kıyım başlar.Ünlü şairler ve sanatçılar kurşuna dizilerek hain ilan edilir.

 Mehmet Emin Resulzade tutuklanır, önce   Moskova’ya oradan da Litvanya üzerinden Almanya’ya sürgüne gönderilir.

Mehmet Emin Resulzade 27 Nisan 1921’de çıktığı yolda  Nazım Hikmet’in “ yarım kalmış bir şarkının acısını toprağa götüreceğim” dediği gibi  en değerli varlığı olan eşi ve Azer adlı oğlunu bırakır, yanına bir tek şeyi, ideallerinin simgesi olan üç renkli bayrağı alır.

Bu manevi değeri yüksek olan bayrak, onun üçüncü ve son olarak 1947 yılında Türkiye’ye dönüşüyle kendisi gibi hürriyetine kavuşur.

Onun kurduğu Azerbaycan Kültür Derneği, bu kurtsal emaneti  1993 yılında Ankara’da açılışı yapılan elçilik binası merasiminde, devlet başkanı  Elçibey’e teslim ederken onun düşüncelerini taşıyan biri tarafından göndere çekilir.

Bugün onun resimlerini paraların üzerinden kaldırmakla, adının yazılı olduğu üniversitenin adını değiştirmekle,yalnız bir parkta  ona ait heykeli kaldırmakla onu zihinlerden silmeye çalışmak kolay olsa da, gönüllerden silmek mümkün değildir.

Eğer Azerbaycan  Türkleri parlamento üzerinde  üç renkli bayrağı görüp gururlanıyorsa, bayrağın orta yerde duran hilal  ve yıldızda bir insanın siluetini görmek zorundadır.

Çünkü Azerbaycan topraklarında  bayrak olan biri varsa o Mehmet Emin Resulzade’ dir.

Hepinize teşekkür ederim.

KonuşmacıTuncer Kırhan ve Azerbaycanlı öğrenciler bir arada.

1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta