"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


DEPREMLE İLGİLİ PROTESTO VE BASIN AÇIKLAMASI

Güney Azerbaycan’da meydana gelen deprem sonrası, kurtarma ve yardım konularında  kayıtsız kalan  İran yönetimini protesto amaçlı  bir bildiri hazırlayan Türkiye’de öğrenim gören Güney Azerbaycanlı  üniversite öğrencileri 15 Ağustos 2012 tarihinde İran Elçiliği önünde  toplanan kalabalık karşısında  aşağıdaki bildiriyi kamu oyu ile paylaştılar. Bildiri Eskişehir’de yaşayan Bağımsız  medya muhabiri ve Güney Azerbaycan İnsan Hakları temsilcisi Sait Bidokt tarafından okundu.

 

Sayın basın mensupları,

11 Ağustos 2012 tarihinde Güney Azerbaycan bölgesinde akşam saat 16 sularında  6 ve 6.2 büyüklüğünde 720 deprem ve artçı deprem olmuştur.

 

Bu güne kadar  Güney Azerbaycan’ın Karadağ bölgesini,  ülkenin kuzey batısında  bulunan bir çok  il ve ilçeleri, Eher, Heris ve Verzgan başta olmakla sarsan depremin meydana gelmesinden kısa süre sonra Amerika birleşik devletleri ve Avrupa da bulunan deprem tespit merkezleri olayı geniş boyutta yansıtsalar  da, nedense  İran adlanan ülkenin yetkilileri ve merkezlerinin çok  geç deprem haberleri olmuş ve doğrulanmıştır.

 

Meydana gelen depremden 7 saat sonra  Kızılay adı ile devrim muhafızları ve ona bağlı "Besic" hörgütü üyelerinden oluşan sözde yardım ekiplerini  bölgeye sevk etmiştir ama arama kurtarma  eylemini bilmeyen  ekipler 24 saat sonra arama kurtarma operasyonlarının sona erdiğini söyleyerek depremzedeleri canlı halde enkazın altında gömülmeğe mahkum bırakmışlardır.

Depremin meydana gelmesinden 4 gün geçmesine rağmen İran yetkilileri ve medyası söz konusu depremin bilançosu ile ilgili haberleri kısıtlı, duyarsızca ve çelişkili olarak yayınlamış ve depremzedelere gereken yardımları, arama kurtarma operasyonları, yiyecek içecek ve ilk yardım malzemelerini ulaştırmakta ihmal edilmiştir.

 İran yetkililer dış ülkelerin teklif  ve yardımlarını geri çevirmiş, gönüllü gruplardan oluşan sivil yardım ekiplerinin bölgeye girişlerini engelleyerek depremzedeleri bu gayrı insani amelle çok ağır durumda bırakmıştır.

 

Bir çok yaralı enkazın altında acı ve dert çekerek can vermiş hayatta kalanlar ise cesetlerini ya enkazın altından çıkaramamış, çıkarsalar da, gerekli işlemler ve  yıkama olmaksızın cenaze töreni yapamadan defin etmişlerdir.

Deprem bölgesinde bulunan bakır madenleri aynı zamanda da İran da ülkenin %40 bakır ihtiyacını karşılarken, Verzgan ilçesinde bir tek hastanenin olmaması ve ülkenin kriz yönetimi dairesinde bölge köylerinin nerelerde yerleştiğine dair haritanın olmaması çok şaşırtıcı bir olaydır. 

Yardıma koşan gönüllü sivil gruplar İran polisinin ve devrim muhafızlarının şiddetine maruz kalarak ellerinde ki yardımlarla ya geri gönderilmişler yada ellerinde ki erzaklara el konularak gözaltına alınmışlar. Görgü tanıkları ona göre deprem bölgesi büyük bir toplu mezarlığa dönüşmek üzeredir.

Ramazan ayında bu tavrı gösteren İran  hakimiyeti, Güney Azerbaycan Türklerine karşı olumsuz tutumunu ve çirkin siyasetini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

İran adlı devletin ülke hakimiyeti Urmu gölünün kurutulması konusunda da  aynı tavırları ve duyarsızlığı ortaya koyarak 15 milyon Güney Azerbaycan Türkünü zorunlu göçe mecbur bırakmaktadır.

Unutmayalım ki Urmu gölünün kurutulması sonucu 75 milyon insan olumsuz etkilenecek ve insanlık tarihinin belki de en büyük zorunlu göçü gerçekleşecektir.

Biz Türkiye de yaşayan Azerbaycan Türkleri olarak İran’ın bu gayrı insani tavrını şiddetle kınıyor ve deprem olayı ile ilgili bu talepleri kayıtsız şartsız olarak  İran devletinden istiyoruz.

 

1-Yaklaşık 10 yıl önce ıranın Bem ilinde bir deprem meydana gelmesine rağmen, bütün devlet kurumları el ele vererek depremin yaralarını sarmaya çalıştılar.

Bize göre doğrusuda buydu, Azerbaycan depremden 4 gün geçmesine rağmen hala duyarsızlığına devam eden İran hakimiyeti bu tavrına dair nedenlerini net olarak açıklamalıdır.

 

2-Yardımların ulaşmaması sonucu enkazın altında dert ve acı çekerek ölen depremzedelerin sorumlularını kısa zamanda kamuoyuna tanıtarak hayatta kalanların ise tüm yaşam koşullarını sağlamalıdır.

 

3-Biran önce milli bütçeden hisse ayırmalı ve depremzedelere gereken yardımları sağlamalıdır.

 

4-Gönüllü olarak depremzedelerin yardımına koşan ama ellerindeki yardımlara devrim muhafızları tarafından el konularak gözaltına alınan vatandaşlarımız bir an önce serbest bırakılmalı ve bu çirkin  amelin sorumluları kamuoyuna tanıtılmalıdır.

 

5_İran adlanan ülkenin cumhur başkanı 4 gün depremden geçmesine rağmen başsağlığı dilemediği için, halkımızdan özür dilemeli ve ardından da iran genelinde yas ilan edilmelidir.

 

6 -Deprem bölgesinin ilçelerinden olan Verzgan, iranın %40 bakırını sağlamasına rağmen ilçede bir tek hastane bulunmamaktadır. Devlet biran önce Verzgan ilçesinin bu önemli eksikliğini gidermelidir.

 

7 -Çok büyük bir depremin meydana gelmemesine rağmen binlerle ölü, yaralı ve kayba neden olan eski ve çürük binaların yenilenmesi konusunda biran önce gereken girişimler başlatılmalıdır.

 

8-Depremzedeleri kendi yurtlarından fars bölgelerine göç ettirme gibi fikirleri aklına bile getirmemelidir. Bu konuda İran devletini ciddi şekilde uyarıyoruz..

 

9- Eher ilçesinde bulunan Settarhan barajı depremden dolayı ciddi hasar görmüş ve bölge ikinci bir  tehlike ile karşı karşıyadır. Biran önce uzman bir ekip oluşturarak barajın hasarıyla ilgili araştırma yapıp gereken tedbirleri almalıdır.

 

Türkiye de yaşayan Azerbaycan Türkleri


Teşekkür:

Azerbaycan kültür derneği ve Azerbaycan Kırım insan hakları derneğinden bize verdikleri destekten dolayı tüm yöneticilere ve yardımsever büyük Türk milletine  ver ilgilenen kurumlara teşekkür ediyoruz.

DEPREME MARUZ KALAN GÜNEY AZERBAYCAN TÜRKLERİ YARDIM BEKLİYOR

 

DEPREM FELAKETİNE MARUZ KALAN

 GÜNEY AZERBAYCAN TÜRKLERİ YARDIM BEKLİYOR.  

İran’da Azerbaycan Türklerinin yaşadığı Tebriz, Aher, Heris ve Verzigan bölgelerinde 11.08.2012 tarihinde meydana gelen depremde  büyük bir felaket yaşandığı bilinmektedir.

Bölgeden alınan haberlerde; Depremde ölü ve yaralı sayısının  binlerle  ifade edildiği, İran Hükümetinin depremle ilgili gerçekleri dış dünyadan sakladığı, dışarıdan yardım tekliflerini kabul etmediği öğrenilmektedir.

Deprem Bölgesinden alınan haberlerde;

-Bölgede arama kurtarma çalışmalarına hız verilmediği taktirde ölü sayısının daha da artacağı,

-Kurtarma ekiplerinin, bu güne kadar birçok yerleşim yerine ulaşamadığı, yolların kapalı olduğu ve  kapalı olan bölgelere ulaşmak için helikopter gibi araçlar verilmediği,

Deprem Bölgesinde hastane olmadığı için yaralıların Tebriz’e ve diğer bölgelerdeki hastanelere ulaştırılamadığı, böylelikle insani bir ihmalin gözlendiği,

Deprem bölgede felaketzedelerin temel ihtiyaçları olan çadır, ilaç, yiyecek, içme suyu  ihtiyaçlarının karşılanmadığı ifade edilerek, yardım çağrıları yapılmaktadır.

 İran hükümet yetkilileri ise, deprem felaketine uğrayan ve büyük kayıplara sebep olan olay karşısında gerekli duyarlılığı göstermedikleri gibi deprem bölgesini yardım elini uzatan Türkiye ye de şu ana kadar müsaade etmemekle ayrıca insanlık suçu işlemektedir.

Soydaşlarımızın uğradığı ve İran devletinin adeta seyirci kaldığı duyumları alınırken, bu büyük felaket karşısında, yardımsever büyük Türk Milletine, devletimize ve milli kuruluşlarımıza bu felaketin acılarının bir an evvel sarılması için önemli görevler düşmektedir.

Başta hükümetimiz,  acil olarak başlatılacak bir yardım kampanyası ile mağdur soydaşlarımıza yardım ulaştırılması konusunda gerekli girişimleri yapması ve uluslar arası düzeyde kurum ve kuruluşların desteği konusunda öncülük etmeye davet ediyoruz.

BU vesile ile İran yönetimini, Türklerin yaşadığı bölgelerde meydana gelen deprem felaketine seyirci kalmasını şiddetle kınıyor, Azerbaycan Türkünün acısını yüreğimizde hissederek, büyük Türk milletine başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

 

                                                                                        AZERBAYCAN KÜLTÜR DERNEĞİ

                                                                                            MERKEZ YÖNETİM KURULU                         

Merkezi Tebriz ve Ahar'da deprem

Güney Azerbaycan’ın Tebriz ve Ahar bölgesinde 11. 8. 2012 tarihinde 11 dakika ara ile meydana gelen depremde  canlarını kaybeden 250 kişiye tanrıdan rahmet diler ailelerine başsağlığı dileriz. Depremde yaralı olarak kurtulan 380 kişiye acil şifalar dileriz.

AZERBAYCAN KÜLTÜR DERNEĞİ

MERKEZ YÖNETİM KURULU

Haber:İran’ın kuzeyindeki Tebriz ve Ahar kentleri yakınlarında Cumartesi öğleden sonra iki deprem meydana geldi.

Tahran Üniversitesi'ndeki sismoloji enstitüsü merkez üssü Tebriz kentinin 60 kilometre uzağında bulunan ilk depremin şiddetini 6,2 olarak belirlemişti.

Dünyadaki sismik faaliyetleri gözlemleyen Amerikan kuruluşu US Geological Survey ise depremin şiddetinin 6,4 olduğunu kaydetti. Bundan 11 dakika sonra gerçekleşen ikinci depremin ise 6,3 şiddetinde olduğu belirtildi. Bölgede ayrıca çok sayıda artçı sarsıntı yaşandı.

İran İçişleri Bakanı Neccar deprem bölgesinde bulunan 600 köyden yarısının tamamen ya da kısmen yıkılmış olduğunu kaydetti.

 Yaklaşık 16 bin kişinin evsiz kaldığı belirtilirken birçok bölge ile telefon ve elektrik bağlantıları kesildi. Binlerce kişi geceyi sokaklarda geçirdi.

İran İçişleri Bakanlığı ülkede meydana gelen iki depremde ölenlerin sayısını 227 olarak açıkladı. Depremde bin 380 kişi yaralanırken ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.

İran devlet televizyonundan bir açıklama yapan İçişleri Bakanı “arama kurtarma çalışmalarının sona erdiğini ve hayatta kalanların yemek ve barınma gibi ihtiyaçlarını gidermek üzere çalışmaların devam ettiğini” belirtti.

 

İçişleri Bakanlığı'ndan daha önce yapılan açıklamada en az 250 kişinin öldüğü ve 2 binden fazla vatandaşın da yaralandığı belirtilmişti. Deprem bölgesinden gelen haberlerde enkazın henüz tamamen kaldırılamadığı ve enkaz altında daha fazla ölü olabileceği belirtiliyor.

Deprem bölgesindeki enkaz yığınları altında daha fazla ölü olabileceği belirtiliyor.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad hayatını kaybedenler için taziye mesajında bulundu ve yetkililerden depremzedeler için gerekenin yapılmasını istediği yolunda haberler alındı.


 

 

ELÇİBEY İSTANBUL'DA ANILDI

“ Elçibey  ve Türk Dünyası  Birliği İdeali”

Konulu Panel  İstanbul’da Yapıldı

24 Haziran 2012 tarihinde İstanbul -Esenler  İlçesi Ülkü Ocakları tarafından düzenlenen  panelde  Azerbaycan’ın Bağımsızlık Lideri ve İkinci Cumhurbaşkanı Elçibey’in kişiliği siyasi vizyonu ve  dış dünya ilişkileri gündeme getirildi. Panele katılan bilim adamları,  çalışma arkadaşları, genç kuşak temsilcileri ve Azerbaycan Kültür Derneği Genel Başkanı Cemil ÜNAL, Eiçibey’i  anlattılar.

Esenler Belediyesi konferans salonunu dolduran  Elçibey sevdalıları, konuşmalar sırasında coşkulu  slogan ve  alkışlarla konuşmalara destek verirken Elçibey’in aramızdan ayrılışının  12 yılında ona yaraşır bir anma toplantısı yapılırken,Azerbaycan’daki bugün yaşananlar değerlendirildi.

   Prof. Dr. Acar SEVİM, Av. Resit  ŞAŞIHÜSEYİNOĞLU, Yrd. Doç. Dr. Arif HACALOĞLU, Akil SAMETBEYLİ,Esenler Ülkü Ocakları Başkanı Yusuf EVİNÇ, Elçibey'in Özel Kalem Müdürü olarak görev yapan Oktay KASIMOĞLU’nun konuşmalarından sonra bir seremoni yapıldı. 

 Derneğimiz adına  armağan olarak getirilen ve üzerinde Elçibey ve Bozkurt figürleri olan  yağlı boya tablo derneğimiz genel başkan  Yardımcısı İsa Yaşar TEZEL tarafından Ülkü Ocakları Başkanı Yusuf EVİNÇ’e  armağan edilirken,coşkulu katılımcıların alkışları arasında  duvgularını veciz şekilde ifade eden İsa yaşar TEZEL  konukları selamlayarak teşekkür etti.Panele derneğimizi temsilen konuşmacı olarak katılan genel başkan Cemil ÜNAL ’ın yanı sıra, Genel Sekreter Tuncer KIRHAN ve  Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk ÖNAL katıldı.

Derneğimiz Genel Başkanı Cemil ÜNAL ,

1990 öncesi ve sonrası Elçibey hareketi  ve

Azerbaycan’daki siyasi gelişmelerin içinde bulunan biri olarak

  konuşmasını şöyle yaptı.

“Çok sevgili dava arkadaşlarım ve Elçibey dostları, büyük bir ideolog ve devlet adamı Elçibey adına düzenlenen bu toplantı büyük bir kadirşinaslıktır.  Elçibey ve onun yürüttüğü  davaya sahip çıkmalarından dolayı  tertip heyetini kutluyor herkesi saygı ile selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Nerede Türk adı varsa, nerede bir Türk meselesi ve Türkün acı çekmesi olmuşsa ülkücüler orada olmuştur.

Bilindiği gibi Türk Dünyası yakın zamanda önemli Türkçü ve dava adamlarının, dünyalarını değişerek göç etmelerini ve ne yazık ki onların aramızdan ayrılmaları acısını birlikte yaşadık. Bunlarda birisi Türk Dünyasının başbuğu sayın Alpaslan TÜRKEŞ, bir diğeri Türk Dünyasının Bey’, Ebülfez ELÇİBEY bir diğeri de sayın Rauf DENKTAŞ’tır.

Bu şahsiyetlerin yerlerinin dolması hiç mümkün değildir. Her üçü de Türklük için önemli hizmetler verdiği bilinmektedir.

Bugün adına düzenlenen Elçibey her şeyden önce önemli bir ideolog ve bilim adamıydı. Üniversitelerde görev yaptığı dönemlerde içinde bulunduğu Komünist rejime rağmen Türk tarihini iyi incelemiş değerli bir araştırmacıydı.

Eğitim verdiği gençlere de bu bildiklerini empoze eden çok mütevazı  bir bilim adamı olmasına rağmen milletinin ihtiyacı olduğunu anladığında milletin sesini dinlemek üzere bir milyon insanı Azatlık meydanına çıkmayı bilmiş yürekli bir vatanseverdi. Bu kutsal görevini yaparken milletinden aldığı enerjiyi cesaretle ifade edebilen büyük bir rehber, büyük bir Türk kumandanıydı.

Bu mücadele  daha Sovyetler  Birliği terkibinde iken, o ve onun dava arkadaşlarının toplandığı siyasi güç olan Halk Cephesi idarecilerince milli bir meşale olarak yürütüldü.

1991 tarihili çıkışında Azerbaycan halkına yönelttiği ; “Biz bu Sovyetler içinde mi olacağız, yoksa bu terkipten ayrı mı olacağız.” Sorusuna , benimde orada bulunduğum sırada Azatlık meydanını dolduran milyonlara bir referandum yapacaklarını  ve bunun sonucuna göre  yollarına devam edeceklerinin kesin ayrılmayı ve tam bağımsız bir Azerbaycan tesis edinceye kadar mücadele edecekleri şeklinde demokratik bir geçişle yollarına devam edeceklerini söyledi. Ve yüzde 98 ‘lik bir oranla tüm Azerbaycanlılar Sovyetlere son verme yönündeki  karar, Top yekun Kafkasya ve Türk  dünyasında yankısını buldu. Bununla birlikte Sovyetler birliği içinde bulunan devletler arka arkaya bağımsızlık yolunda adım atmaya başladılar.

Elçibey,ileri görüşlü bir Türk büyüğü olduğu için Azerbaycan’ın geleceğini  sağlam kadrolara teslim etmek için o günlerde Türkiye’de öğrenim görmek üzere  yüzlerce öğrencinin Türk üniversitelerinde okuması için bizimle irtibata geçtiler.

 Bugün bu salonda konuşmacı olarak bulunan arkadaşlardan bir kaçı o günlerde başlatılan ve bugün bir uluslar arası öğrenim projesi olarak başlatılan önekli bir atılımında başlatıcısı olmuştur.

Elçibey siyasi ideolojisini oluştururken iki Türk büyüğünü örnek almıştı, bunlardan birisi Mehmet Emin Resulzade, bir diğeri de, hepimizin bildiği gibi  büyük Atatürk olmuştur.

Elçibey kuracağı devletin temellerini Resulzade’nin koyduğu ilke ve idealler üzerine tesis edecektir.

Daha 1917 yılında Rus hakimiyetine direnerek yazdığı ve söylediği demeçlerde ‘Biz Türk’üz, dilimiz de Türkçedir’ diye haykıran bir liderdi. O 28 Mayıs 1918 tarihinde kurduğu devletle birlikte, ümmetten bir millet yaratan önder olmuş ender insanlardan birisidir. Resulzade ideolojisine böylesine sadık kalan Elçibey, Cumhurbaşkanı  olarak Ankara’yı ziyaret ettiğinde Anıtkabir de ki şeref defterine şöyle yazacaktır. ”Ey büyük milletin büyük kumandanı, milletim ve şahsım  adıma huzurunda saygı ile eğiliyorum. Senin askerin Elçibey” diye imza ata bir Cumhurbaşkanıdır.

Elçibey’in içinde bir Türk dünyası haritası bulunuyordu. Burada Türkiye ana gövdede üzerinde başı temsil ederken, Türkistan bedeni, büyük Azerbaycan olan, Bakü ve Tebriz’i  ise boğaz olarak adlandırılıyordu. Elçibey makam ve rütbe peşinde olmayan sade bir insandı.

Hatta 1992 yılındaki seçimler sırasında cumhurbaşkanı olmak dahi istemiyordu.

 Bizim yönlendirmemiz sonunda Türkiye hükümeti yetkilileri  ve Alpaslan Türkeş Bakü’ye giderek ikna olmasını sağladılar.  7 Haziran 1992 seçimlerinde onun ilk defa demokratik olan bir seçimle devlet başkanı oldu. Bu buluşmalarda Azerbaycan’ın  Türkiye’de ki ülkücülere iki armağanı olmuştur. Bunlardan birisi, ünlü şair Ahmet Cevat’a ait olan;

 

Dost elinden esen yeller,

Bana şiir selam söyler,

Olsun bütün bizim eller,

Kurban Türk’ün bayrağına,”

 

dörtlüğü olurken, bir ikinci hediye ise; Bozkurt işaretli selam olmuştur. Çünkü daha 1911 yılkında kurulan Musavat Partisinin amblemi bu bozkurt simgesi olmuştur. Elçibey’ anlamak için önce Türk, sonra Türk milliyetçisi olmak gereği vardır. Türk dünyasının sorunlarını anlamadan ne Türk dünyası, nede Elçibey anlaşılabilir. Elçi,bey cumhurbaşkanlığı makamını, tuttuğu davanın arkasında biliyordu. Türk dünyası diyordu, o’ Bütöv Azerbaycan derken, Selçukluların, Karakoyunluların, Kacarların,Safavilerin hülasa  bin yıllık başkenti olan bir Tebriz olmadan gerçek manada bir Azerbaycan olmayacağını düşünüyordu.

Bugün millet olarak Türk, devlet olarak Fars olan bir İran vardır.Türk dünyası için Tebriz’in ayağa kalkması gerekir. Bize üç başkent değil , 150 milyonluk Türk dünyasına tek bir başkent gerekir, buna da inancımız tamdır. Türk dünyası sıkıntı yaşasa da, bugün yedi ayrı Türk bayrağı semalardadır. Tebriz ve Karabağ Türk milliyetçilerine emanettir. Türkiye’de Fars’ın avukatlığını yapanlar, İran’daki Türklerin haklarını görmezden gelmektedirler.  

Derneğimiz genel başkanı  Cemil ÜNAL; “Tanrı Türk’ ve Türk’ü sevenleri  korusun.” diyerek  konuşmasını tamamlarken izleyicilerin ayakta alkışları arasında yerini aldı.

Panele katılanlar arasında toplantı sonrası hatıra fotoğrafları çekildi.

Aşağıda derneğimiz yöneticileri ve Azerbaycanlı kardeşlerimiz ve panelistler bir aradalar.

 

AZERBAYCAN MUHALEFETİNE MESAJ

 


"Hillari Klinton mesajlarında nəzərdə tutulan məsələlərin nəticəsi yaxın günlərdə hiss ediləcək"

“Hillari Klintonun səfəri zamanı Bəxtiyar Hacıyevin azadlığa buraxılması və müxalifət liderlərindən fərqli olaraq ABŞ rəsmisinin vicdan məhbusu ilə görüşməsi təsadüfi deyildi”. Bu sözləri FaktXeber.com-a Müsavat Partiyasından olan mənbə söyləyib.

Qeyd edək ki, Hillari Klintonun Cənubi Qafqaza səfəri zamanı ən yadda qalan nüanslardan biri ABŞ rəsmisinin yalnız Gürcüstan müxalifəti ilə görüşməsi oldu. Ermənistan və Azərbaycan müxalifətinin görüşə kifayət qədər ümidlərinin olmasına baxmayaraq, bu baş tutmadı. Təbii ki, ABŞ rəsmisinin hər iki dövlətin müxalifəti ilə görüşməməsi Ermənistan və Azərbaycan iqtidarı tərəfindən sevinc və rəqibləri üzərində qalibiyyət kimi qiymətləndirildi. Müxalifət nümayəndələri isə bunu Gürcüstandan fərqli olaraq, Azərbaycan və Ermənistanda demokratiyanın olmaması ilə əlaqələndirdilər. Müsavat Partiyasından adının çəkilməsi istəməyən mənbə görüşlə bağlı FaktXeber.com-a şok faktlar açıqlayıb.

Mənbə bildirir ki, Hillari Klintonun səfəri zamanı Bəxtiyar Hacıyevin azadlığa buraxılması və müxalifət liderlərindən fərqli olaraq ABŞ rəsmisinin vicdan məhbusu ilə görüşməsi təsadüfi deyildi: “Qərbin Azərbaycandakı enerji resursları ilə bağlı mövqeyi, ABŞ dövlət katibinin müxalifətlə görüşməsinin qarşısını alıb. Ancaq buna baxmayaraq, Hillari Klinton müxalifətə lazım olacaq informasiyanı Bəxtiyar Hacıyev vasitəsilə ötürüb. Bu gün Bəxtiyar Hacıyevin Müsavat başqanı İsa Qəmbərlə görüşü də bu məqsədlə olub.”

Qeyd edək ki, Hillari Klintonun səfərindən sonra ölkə müxalifətinin arxayın və optimist şəkildə danışması mənbənin dediklərinin doğru olmasını bir daha sübut edir.

Mənbəmiz son olaraq bildirdi ki, Hillari Klinton mesajlarında nəzərdə tutulan məsələlərin nəticəsi yaxın günlərdə hiss ediləcək.

Xəyal Şükür



1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta