"Ne mutlu Türküm diyene." "Bağımsızlık benim karakterimdir."
"İnsanlara hürriyet, milletlere istiklal." "Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez."

Haberler


24 Nisan Sözde Ermeni Soykırım Yalanı ABD Büyükelçiliği önünde protesto edildi

Azerbaycan Kültür Derneği tarafından organize edilen toplantıya KAMU-SEN’i temsilen Türk Eğitim-Sen Sendikası Genel Başkan Yardımcıları M.Yaşar ŞAHİNDOĞAN ve Sami ÖZDEMİR, BAK-TÜRK federasyonu Genel Başkanı Cemil ÜNAL, Azerbaycan Kırım İnsan Hakları Derneği Genel Sekreteri Selçuk ÖNAL, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı Yüksek Haysiyet Divanı Başkanı Özcan AYDIN, İstanbul Azerbaycan Kültür Derneği  Başkanı Necati OKUT, sivil toplum kuruluşları üyeleri, çok sayıda vatandaş  ve basın temsilcisinin katılımıyla gerçekleşti.

Basına açıklama yapan A K D Genel Sekreteri Tuncer KIRHAN, Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, ülkesindeki cumhurbaşkanlığı ön seçim sonuçlarının iyi gitmemesinden etkilenerek, 24 Nisan günü Paris’te yapılan bir soykırım etkinliğine gayretli bir cumhurbaşkanı olarak  katılmasını kınadığını  ve demokratik bir ortamda siyasetin bu kadar pespayeleştiğine tanık oluyoruz dedi.

Tuncer KIRHAN, daha sonra basına şöyle açıklamalarda bulundu.

‘’Hemen her yıl 24 Nisan tarihinde dış politikamızda belirgin bir sıkıntının yaşandığı malumunuzdur. Acaba bu 24 Nisan tarihinde ABD başkanı, ‘Soykırım’ olmuş mu diyecek, yoksa olmamış mı diyecek diye yaşanan paradoks adeta Türkiye üzerinde potansiyel tehdit olarak bilinen Demokles kılıcı gibi durmaktadır.

Bildiğiniz gibi sayın Obama, 24 Nisan olayları konusunda, geçtiğimiz yıl önceki başkanlardan farklı bir söylemle; ‘Büyük felaket’ demişti de ne olmuştu? Hiç bir şey.

Asırlık geçmişi olan tarihi olaylara ışık tutmak,yaşandığı döneme ait kayıt ve belgeleri, dünya kamuoyunun gündemine taşımak tarihçilerin görevi iken,siyasetçilerin bu konular üzerinden politika yapmalarını anlamanın zorluğu burada net olarak anlaşılmaktadır.

Şartlar ne olursa olsun, tarihi olayların sorgulandığı, onun hakkında karar verecek olan yer siyasi organlar olmaması gerekir.

Durup dururken, her 24 Nisan tarihinde politik kazanç sağlamak isteyen Ermeniler, “Sözde Soykırım” oyununu, bir takım politik araçlarla gündeme getirmeği kendilerine amaç edinirken, böyle bir oyuna alet olan yönetimler ve siyasi kurumlarda, ne yazık ki bu olayların içerisinde rol almaktadır.

 Kabul etmemiz gerekir ki, geçmişimizle ilgilenmeyip, suçlamalar karşısında savunma mekanizmalarını çalıştırmaktan öteye gidememekteyiz. Medyada tartışılan konuların onda biri kadar, bu meseleyi  üniversite  ve basın yayın organlarında ele alabilseydik,etkili bir diaspora da bizim olurdu. 

Ne yazık ki, insan hakları diyerek, ‘Hepimiz Ermeni’yiz’ diye bağıranlar Ermeni diasporasının gelişmesine yardımcı olmaktadırlar.

Oysa, demokratik hak savunucusu devletler ve insan hakları savunucusu kuruluşlar, daha dün gibi hatırlarda olan Karabağ’da, Hocalı’da ki katliamları kimlerin yaptığını bilseler kimin haklı kimin haksız olduğunu anlayacaklardır.

 

 

 

24 Nisan masalı diye bilinen düzmecelerin tamamı, 1916 yılında, İngiliz savaş karargahı propaganda bürosu tarafından hazırlatılarak dünyaya dağıtılan ‘Mavi Kitap’ adlı uydurma  rapor, muhtelif telgraf ve belgeden oluşan aldatmalardan ibarettir.

İşin daha da vahimi, Ermeni tezlerini destekleyen bilim adamları ve araştırmacılara ait görüşlerin tamamı bu ‘Mavi Kitap’ üzerinden yola çıkmaktadır.

 

 

Birinci dünya savaşı başladığı yıllarda, Ermeniler, 800 yıl yaşamlarını paylaştıkları Türk’lerle   devletin önemli işlerlini birlikte yürütürken, ne oldu da birden bire işler kötüye gitti.?

Ne zaman ki; Osmanlı devleti zayıflamaya başladı, o zaman batılı ülkelerin müdahalesiyle karşılaşıldı.10 Ağustos 1920 tarihinde, Osmanlı Şurasına  imzalatılan ve içinde Ermeni devleti kurdurma dayatması olan Sevr anlaşması,‘Çılgın Türklerin’ muhteşem zaferiyle sonuçsuz kalınca,Ermeni ve yandaşlarını çileden çıkaracaktı.

Bundan sonra ne yapılabiliri düşünen Ermeniler, İngiliz ve Rus himayesinde başlattıkları maceralarına, tehcir olaylarıyla ilgili 24 Nisan tarihli  bir masal yaratarak hak talep etmeye başladılar.

1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren, çeşitli ülkelerde yerleşik olan Ermeni  gurupların, Türkiye aleyhine  başlattıkları karalama  kampanyaları  ile varlık gösteren Ermeni  sorunu, 1973’ten sonra  Türk  dışişleri görevlilerine yapılan seri katliamlarla ‘Kanlı Ermeni Terörizmi’ne dönüştü. 

Amaç,Türkiye’ye karşı planlanan, ‘Dört T’ planı çerçevesinde, sözde bir soykırım yapıldığının kanıtlayarak Türkiye’den tazminat ve toprak talep edilmesidir.

Bu gün dünya kamu oyunu ilgilendiren bu mesnetsiz olayların geçmişine bakıldığında, Ermenilerin tarih sahnesinde hiçbir dönem bağımsız bir devlet olmadıkları kendi bilim adamları ifade etmektedir. 1071’de Türk hakimiyetine giren Ermenileri Bizans zulmünden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkı tanıyan Selçuklu Türkleri olurken, 1453’ sonrası patrikhane açılmasıyla inanç özgürlüğüne kavuşan  Ermeniler, askerlik ve bazı vergilerinden muaf olma gibi imkanlara sahip olmuş, padişah tarafından ‘Millet-i Sadıka’ olarak taltif edilirler.

Tarihte bir Ermeni devletinin kurulması  ilk defa 1828 tarihinde Rusya’nın 60 bin asker karşılığında Azerbaycan toprağı olan İrevan hanlığını yurt olarak vermekle başlayıp,daha sonra  Zengezur bölgesi de hediye edilmiştir.

Demek oluyor ki; Ermenilerin, yalnız Anadolu’da değil, Türk dünyasına karşı kışkırtılmasının ardında dün Rusya vardı, bugün de sözde Karabağ sorununu çözecek olan MİNSK Gurubu eş başkanı  yine Rusya’dır.

 

1915 olaylarının üzerinden geçen 97 yıla rağmen, Ermeni diasporası ve Ermenistan devlet adamlarının bu mücadeleden istifadeleri vardır. Çünkü sorunun çözümü için hiçbir şekil ve yöntem kabul etmemektedirler.

 

İddia edildiği gibi bir soykırım yapılıp yapılmadığı konusunda, bugün somut tezlere  ihtiyaç vardır.

Bunu destekleyecek belgeler arşivlerde mevcuttur. 100 yıla yakın geçmişiyle sorunların aydınlanması   için öncelikle Ermenistan’ın yaklaşımına ihtiyaç vardır.'' diyerek isteklerini şöyle sıraladı.

 

-Türkiye ve Ermenistan tarihçilerinden oluşan bir komisyon kurulmalıdır.

-Çalışmaların sağlıklı yürütülmesi için UNESCO gibi  tarafsız mekanizmalara ihtiyaç vardır.

-Arşivlerin açılması yönünde uluslar arası düzeyde teminat verilmelidir.

-Ermeni arşivlerinin yanı sıra, Boston’da ki Zoryan Enstitüsü arşivleri de açılmalıdır.

-Uluslar arası kuruluşları etkileyecek, gerçekçi çalışma yapabilen sivil toplum kuruluşları faaliyete geçirilmelidir.

- Başta ABD  olmak üzere batılı demokrat ülke siyasileri önyargıdan uzak, bilim adamlarının çalışmalarına imkan tanımalıdırlar.

- Bölgede barışın tesisi için, müttefikimiz ABD kongresi ve sayın Obama’yı sağduyulu olmaya davet ediyoruz.

-Karabağ sorununu çözmek isteyen, MİNSK grubun eş başkanlarının,Ermeni yanlısı politikalardan vazgeçmeleri ve  işgal altındaki  Azerbaycan toprakları koşulsuz olarak boşaltması talebimizi yineliyoruz.’’ Diyerek konuşmasını tamamladı.

31 MART 1918 TARİHLİ SOYKIRIMI LANETLİYORUZ.

Azerbaycan tarihinin en kara sayfası olan 31 Mart 1918 tarihli soykırımın 94. yılında olayları bir süreç halinde yürüten emperyalist  anlayışları lanetliyoruz.

94 yıl önce Rus ve Ermeni işbirlikçilerin 94 yıl önce bugün 30 bin Azerbaycan Türk’ün katletmelerinin aynısı,26  Şubat 1992 tarihinde de Hocalı’daki olayların müsebbibi siyasi katillerdi. Onların  çabaları o gün nasıl  sonuç vermeyerek milli bir devletin kurulmasına gidilirken, işgali kıran milli şuur Azerbaycan halkına hürriyet ve istiklali tattırmayı da bilmiştir.

Milli Azerbaycan Cumhuriyetinin ilkeleri misak-ı millide belirtilirken, üç renkli bayrağı ve orta yerde  hilal ve sekiz köşeli yıldızla ebediyen yaşayacak hürriyet ve istiklalin simgesi olmuştur.

Bundan 94 yıl önce, 31 Mart tarihinde vatanları için canlarını veren şehitleri rahmetle anarken Azerbaycan Türklerine bir çığır açan Mehmet Emin RESULZADE ve arkadaşlarını minnet ve şükranla anıyoruz.

 Milli şair Tevfik FİKRET  emperyalist zulme karşı direniş olan, hak’kı ve milli iradeyi ne güzel anlatmış.

’’ Zulmün topu ve güllesi var, kalesi varsa, hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır. Ey hak yaşa, ey millet Varol.’’

FOLKLÖR KURSLARI BAŞLIYOR

Kuruluşundan itibaren, Azerbaycan Halk danslarını bünyesinde bir ekol gibi yaşatarak, folklörümüzü   Türk gençlerine sevdiren ve benimseten derneğimiz uzun bir aradan sonra yeniden eğitim çalışmalarına başlıyor.
 

Deneyimli dans eğitmenlerimiz nezaretinde yürütülecek  folklör çalışmalarınaa katılmak isteyen

ve öğretim çağına gelmiş her yaşta gence guruplar halinde eğitim verilecektir. 

Folklör çalışmalarına katılmak için,

 2 Nisan 2012 tarihinden itibaren derneğimiz merkezinde başlayacak kayıt işlemlerini sayın dost ve üyelerimize duyur saygılar sunarız. 

 
DERNEĞİMİZİN 42. OLAĞAN GENEL KURULU YAPILDI

Azerbaycan Kültür Derneği  faaliyete başladığı 1949 yılından itibaren sürdürdüğü demokratik sivil toplumculuk yaşamını, 24 Mart 2012 tarihinde 42. kez tekrarlayarak başarılı bir olağan genel kurul geçirdi.


Derneğimiz salonlarında dernek üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşen genel kurulda Azerbaycan'daki  demokratik yaşam ve vizyon arayışları değerlendirilirildi.

Genel sekreter Tuncer Kırhan'ın açış yaptığı toplantıda saygı duruşu sonrası oluşan divan aynı zamanda sandık kurulu olarak görev yaptı.
 
Divan başkanı Nesip Kesemen üç yıllık değerlendirmeyi yapmak üzere genel başkan Cemil Ünal'a söz verdi.
Daha sonra üyeler arasından Prof. Dr. Yahya Taşdelen, Mehmet Ali Sayıta ve Dr. Ayhan Doğru çalışmalar üzerinde değerlendirme yaptılar.

Yapılan oyların tasnifinden sonra yeni yönetimi oluşturan kurul aralarında görev dağılımı yapmak üzere ileri bir tarih saptadılar.Yeni yönetim kuruluna giren isimler şöyle; Cemil Ünal, Dr. Ayhan Doğru,Tuncer Kırhan, Selçuk Önal, Oktay Erol, İsa Yaşar Tezel,Ali Çaylak, H.Ali Belet, Av. Sevil Kürşat Kengerli, Güler Aydın ve Güven Bağcıtek olurken,denetleme kurulu; Ali Asker Sayan, Rıza Gökçer ve Yahya Işıklı'dan oluştu. Aşağıda sandık kurulunun çalışmaları ve Genel MuhasipSelçuk Önal, tüzük değişikliği üzerine açıklama yaparken.
NEVRUZ ŞÖLENİ COŞKU İÇİNDE KUTLANDI.

Derneğimiz üyeleri, öğrenciler ve kadınlar kolunun el ele vererek düzenlediği geleneksel Nevruz- Ergenekon bayramı coşku içinde kutlandı. 
                                                                          
                                                                          21 Mart Nevruz Ergenekon bayramında derneğimiz salonlarına sığmayan konuklar,çalışma günü olmasına rağmen,aileleriyle birlikte yoğun katılımla şölenimize iştirak ettiler.



Bayram şölenine katılanlar arasında eski bakanlardan Sadi Somuncuoğlu ve bürokrat Müfit Öner beyler konuk olarak katıldılar.




Merasim sırasında Genel başkanımız Cemil Ünal konuklarla, Nevruz miti olan geleneksel  boyalı yumurta tokuşturma yarışması konukların alkışları arasında ayrı bir heyecanla izlendi.
Kadınlar Kolu tarafından evlerde hazılanan tatlı ve pasta çeşitleri ile geleneksel simge olan semen ve yedi levin motifleri arasında konuklara sunulan ikramlar gerçek bir emek ürünü olarak bayrama renk kattı.


Şölen sırasında konuklara ikram edilen geleneksel etli -lepeli pilav ve tatlı ikramı iştahla yenilirken,Nevruz bayramının olmazsa olmazı olan Azerbaycan müzüği eşliğinde gösteri şeklinde zarif oyunlar sunan hanımefendi ve arkadaşlarımızın coşkulu  oyunları ve devlet operadan bizi hiç bir zaman yalnız bırakmayarak büyük bir tevazuu ile aramızda olan sanatçı hemşerimiz Güner BİRKAN hanımefendinin sunduğu  mini Azerbaycan şarkıları izlenmeye değerdi.
TEŞEKKÜR:
Nevruz bayramı kutlamaları sırasında konuklara ikrak edilen yemek hizmetlerini fedakarca hazırlayan ve hijyen koşullarda personeliyle birlikte sunan değerli hemşerimiz sevgili Mikail KESKİN'e teşekkür ederiz. 


1  2  3  4  5  6  7  8  9  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  31  32  33  34  35  

Ebülfez Elçibey

Mehmetçik

ANKARA

Hürriyet Sabah Milliyet
Star Cumhuriyet Radikal
Yeni Şafak Türkiye Vatan
Akşam Zaman Posta